7 Ekim 2009 Çarşamba
youtube güzelleri
27 Eylül 2009 Pazar
lahanakafa

"Ich bin ein Kohlkopf" ("Ben bir Lahanakafayım"), 1930. Fotogravür: John Heartfield, Arbeiter Illustrierte Zeitung, cilt 9, sayı 6 (1930), s. 103. Telif hakkı: 1999 Artists Rights Society (ARS), New York / VG Bild-Kunst, Bonn.
John Heartfield'in ünlü posteri, komünistlerin Sosyal Demokrat Parti’ye yönelik bir eleştirisi. Posterin altındaki başlıkta şunlar yazıyor:
Her kim ki burjuva gazetelerini okur, kör ve sağır olur.
İnsanları aptallaştıran sargılara hayır!
Fotoğrafın üzerindeyse, "Ich bin ein Preusse. Kennt ihr meine Farben?" ("Ben bir Prusyalıyım. Renklerimi biliyor musun?") sözlerini içeren milliyetçi Prusya şarkısıyla dalga geçen sözler yer alıyor:
Ben bir lahanakafayım. Yapraklarımı biliyor musun?
Tasadan neredeyse kafayı yiyeceğim,
Ama çenemi tutuyor ve bir kurtarıcı bekliyorum.
Siyah-kırmızı-ve-altın-renkte bir lahanakafa olmak istiyorum!
Ne hiçbir şey duymak, ne hiçbir şey işitmek istiyorum,
Ne de siyasi olaylara karışmak.
Her şeyi alabilirsiniz, üstümdeki gömleği bile,
Ama Kızıl basını asla evime sokmayacağım!
23 Eylül 2009 Çarşamba
festival tanıtım filmi
kadınları çeken erkekler

Günümüz sinemasının en kendine özgü yönetmenlerinden Winnipegli Guy Maddin bir süredir ünlü oyunucu Isabella Rossellini işbirliği yapıyor.
İkilinin yönetmen olarak birlikte imza attıkları son çalışmaları Beni Lektrikli Sandalyeye Gönder (Send Me to the ‘Lectric Chair, 2009) internet üzerinden izlenebiliyor. Bomb Magazine'deki Maddin ve Rossellini söyleşisi de ilgiye değer.
Bu önemli işbirliğini bir yerde, Bergman’ın Liv Ullmann’la ya da Antonioni’nin Monica Vitti ile ilişkisiyle karşılaştırmak mümkün görünüyor. Ama bir farkla: ortada ne hevesli bir genç oyuncu ne de ona tutkuyla bağlı orta yaşlı bir yönetmen söz konusu.
Jean-Luc Godard’ın yerinde saptamasıyla “sinema tarihi aslında kadınları çeken erkeklerin hikâyesidir”. Maddin ve Rossellini ise, son filmlerinde bu durumu sorgulamaya çalışıyor. Erkeklerinin bakışının odağı ve fantezisinin ürünü olan bir kadını seyretmenin zorluklarını bize gösteriyorlar.
22 Eylül 2009 Salı
tek kişilik sinema

All Night Cinema
Just Jack
I don’t know who directs those films
I watch when I sleep
I am not sure who the producer is
But I don’t think it is so wise thing
Sometimes they made a lego
And sometimes they made a go
And sometimes it’s hard to let go
But the ones I just can’t better hold
All the lights are off
I watch projections in my mind
I don’t know who does the casting
But they got a strange sense of humour
Sometimes I’m seeing strangers
And sometimes I’m watching friends
And sometimes the feeling is painless
And I hope the visions never end
They’re the strangest things I’ve ever be held
So bore me and beautiful, the monstrously miniscule
I repeat a thing or four if I told you
Because you told me they bore you to tears
I buy you a ticket to my one-seat cinema
But I can’t find the box-office
So I just try to describe it
Sometimes you try to listen
And sometimes you fall a sleep
And sometimes the story is glisten
And all the times they sound weak
I’ve never seen such a beauty
15 Eylül 2009 Salı
film devam ediyor
Arayı soğutmadan, kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu kez ailemizin mecmuası express'de (enternasyonal şalala). Başlığımızı da "ağır çekim" koyduk. Godard amcamızın sözlerinden esinle:Çoğu zaman olayların çok hızlı geliştiğini söyleriz. Bir rahatsızlığın ya da mutluluğun başlangıcını görmek imkansızdır. Öyleyse, görebilmek için ağırlaştırmak gerek. Ve yalnızca orada olanı görmek için değil, önce görecek bir şey var mı diye bakmak için.
[Sauve qui peut (la vie) (İngilizce başlığı Slow Motion)]
.jpeg)