8 Eylül 2009 Salı

festival ağı

Venedik'in Altın Aslanı ve Kırmızı Halı

Geçen hafta festivallerin kısa tarihçesine bir giriş yapmış ve Venedik Film Festivali örneğiyle jeopolitik kararların önemine değinmiştik. Venedik’in (faşist İtalya ve Almanya eksenindeki) tarafgir tutumuna tepki olarak doğan Cannes Film Festivali, ilk kez 1946’da düzenlenir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında festivallerin sayısında belirgin bir artış gözlenir: Locarno (1946), Karlovy Vary (1946), Edinburgh (1946), Brüksel (1947) ve Berlin (1951).

Bu dönemde festivaller, ulusal sinemaların sergilendiği bir vitrin işlevini görmektedir. Katılım, ülkeler göre değerlendirmekte, festivallere gönderilecek filmleri ülkelerin ulusal komiteleri seçmektedir. Bu işleyiş beraberinde bazı ülkelerin ve filmlerin dışlanmasını da getirmektedir. Bu durum çeşitli tartışmalara ve diplomatik sorunlara neden olmaktadır.

Bütün ülkelerin katılabileceği bir sinema olimpiyatı düşüncesi, festivaller arasındaki rekabet nedeniyle kabul görmez. Sinema dünyası, çareyi festivaller arasında hiyerarşiye dayalı bir sınıflandırma yapmakta bulur. Uluslararası Film Yapımcıları Federasyonu FIAPF’ın geliştirdiği akreditasyon sisteminde Berlin, Cannes ve Venedik’in yanı sıra sekiz festival daha A sınıfına dahil edilir. Festivallerin sınıflandırılması her yıl yeniden ele alınır.

1960’lardan itibaren, film seçiminde ülkelerin temsilinden başka öncelikler de gözönüne alınmaya başlanır: kendine özgü üslupları olan yönetmenler (auteur) ya da belirli temalar. Bu dönemde, festivaller bir sanat dalı olarak sinemanın önemine vurgu yapmaktadır.

Festivallerin tarihsel gelişimindeki son aşama ise, 1980’lerden bu yana gözlenen nicel artıştır. Bugün tüm dünyadaki film festivallerinin sayısının 2000’e yaklaştığı tahmin ediliyor. Buna karşılık festivaller arasında bir işbölümüne gidildiği gözleniyor. Büyük uluslararası festivallerin yanı sıra, bölgesel ve yerel festivaller düzenleniyor. Belgesel, canlandırma gibi tarzlara, genç yeteneklere, belirli toplumsal gruplara ayrılmış özel festivaller var.

Bu yeni dönemde festivallerin önemli bir bölümün kurumsallaştığını ve profesyonel bir etkinliğe dönüştüğünü söyleyebiliriz. Günümüzde, çok boyutlu bir dinamiğe sahip bir festival ağından söz edebiliriz.

Bu ağın üyeleri kimlerden oluşuyor? En başta sinema dünyasının profesyonelleri (yönetmenler, yapımcılar, vd.) yer alıyor. Resmi görevliler, eleştirmenler ve sinemaseverler de festivallerin düzenli katılımcıları arasında.

Festivaller, film yapım, dağıtım ve gösterimi açısından en önemli aracılardan biri. Yeni projeler ilk kez burada değerlendiriliyor. Ortak yapım anlaşmaları burada gerçekleştiriliyor. Festivale katılan filmlerse, burada görücüye çıkıp dağıtım ve gösterim olanağına kavuşuyor. Bu anlamda, festivaller, filmlerin kültürel değerlerini belirleyen en önemli arena. Festival programına seçilen ya da ödül alan filmlerin satış ve gösterim şansı yükseliyor.

Hollywwod’un egemen olduğu ticari gösterim ağına alternatif ya da onu tamamlayan bir diğer şebeke festivaller...

Bunun yanı sıra, özellikle bazı büyük festivaller, yatırımcıların ve hukuk danışmanlarının da dahil olduğu bir ticari pazar oluşturmakta. Festivallerin turistler açısından önemli cazibe merkezi olduğu da bir gerçek. Paris ve Roma gibi büyük kentler yerine, Cannes ve Venedik gibi sayfiye yerlerinin seçilmesinin nedeni de bu. Öte yandan, küreselleşmenin getirdiği rekabet ortamında, bütün kentler, “imajlarını” geliştirmek adına festivallerden yararlanmaya çalışıyor.  Kent pazarlamasının (moda deyimle markalaşmanın) olmazsa olmazlardan biri festivaller.

Alternatif bir sinema ağı olarak festivallerin, giderek artan homojenleşmeye karşı, önemli bir işlev gördüğünü söyleyebiliriz. Ancak, festival ağının dinamiklerinin de bir grup elit tarafından belirlendiğini ve tercihlerin ardında yeni-sömürgeci bir eğilimin yattığını da unutmamak gerek. Türkiye sinemasının, İran ve Romanya gibi ülkelerin ardından, festival ağının yeni gözdelerinden bir durumuna geldiği bugünlerde bu meseleye biraz daha kafa yormak gerekiyor. 

(Taraf gazetesinde 3.9.2009'da yayınlanmıştır)

Hiç yorum yok: